DİBİNE IŞIK VERMEZ

Bir mumum yanışında tükenen gövdesi gibi azalan beden bir yana, yanan fitilinin ışığındaki azalmayıştır kendini genç hissetmek. İnsan yanışını bilir. Yanarken tükenişi, zaten olmakta olandır. Verdiği aydınlığı görür, ama dibine ışık vermez. İnsan bu yüzden kendini görmez.

CILKI ÇIKIK DÜNYA

Herkesin bir rolü vardı bir zamanlar. Sonra tüm roller toplandı insanlardan. Sonra tekrar rasgele dağıtıldı geriye. Bir baktı rol verilen. Ona verilmiş olan, atanmış olan ona ters. Rol ona uysa o role uyumsuz. Ne yapsın arık öyle uygun görülmüş, buna mecbur kılınmış. Yapacak bir şey yok. O da olduğu kadar rolüne soyunmuş. Birde bakmışız ortada…

RAHATLAMAYA İHTİYACIMIZ VAR

Rahatlamaya ihtiyacımız var. Yüklerimizden, sıkıntılarımızdan, kaygılarımızdan, biriktirdiğimiz yorgunluk ve negatiflerimizden kurtulmaya bazen her zamankinden çok ihtiyacımız var. Gün ve dün yorgunlukları ve birikimleriyle sırtımıza binmiş bizimle yol alırken. Gücümüzü yeniden toplamak için sakinleşmeye durulmaya ve dinginleşmeye duyduğumuz ihtiyaçtan bahsediyorum. Yorgunluk, uykusuzluk, gerginlik, kaslarımızdaki tutulmalar, tahammülsüzlük, kafa karışıklığı, hiçbir şeyden keyif alamama, bir şeylerin ters gittiği…

ANALİZ VE DEĞİŞKENLER

Analiz bağımlı ve bağımsız değişkenlerin orantıları ile yapılır. Aslında analizler büyük bir matematik denklemleridir. Değişkenlerin bağmlı ve bağımısız olduğunun bile kişiden kişiye değiştiği büyük formül her insanın insanın kendisini oluşturur. Soyut verilerin artı somut verilerin ve kendi formüle ettiği kalıpların eşitliklerinin arasından kişinin yaşama bakışı ve yaşayışı çıkar. Bu kadar basit midir? Hayır bu kadar…

KULAGINA KÜPE OLSUN

Kulaklara küpe edenlerin sözleri, bir küpenin satıcısının sattığı ürünün görülmesinin hazzını bulmayı bekler. Tutulmayı, kullanılmayı, değerli bulunmayı hak edecek gümüş ya da altın değerindeki sözleri vermiştir. Bu yüzden küpe edilmeyen, kullanılmayan, takılmayan sözler yaralar onları. Eleştirmeye başlarlar, yargılamaya, açık aramaya, haklı çıkmaya, haklılıklarını vurgulamaya emek harcarlar. Söz küpe değildir. Söylersin senden çıkar. Takan takar, takmayan…

BAĞLANMA MODELLERİNDE SORUN YAŞARIZ

Hatalı bağlanma modellerini yaşar insanların büyük çoğunluğu. Çok derinden gelir, fark bile edilmez bilinmez, hissedilmez ve algılanılmaz. Hem de, üstelik; Tüm bilgisine deneyimine farkındalığına, aklına ve tecrübelerine rağmen. Tam ve tüm yetişkin bireyler olmanın önündeki ne büyük engel bağlanma modellerindeki farkında olunmadan yaşanan bağlanma modelleri aksaklıkları yer alır. Kimin aklına gelir ki; Pek çok psikolojik,…

YÜKSEKLERDEN

Zamanının ötesinde yazayım dedim. Fazla ileri gitmişim geri dönmek epey zaman aldı. 🙂 Çağ bilgi çağı. Bilgi var da, kullanan yok. Kullanan var da, anlayan yok. Anlayan var da, kıymet bilen yok. Kıymet bilen var da, biligi veren yok. Bilgi veren var da, ortada vermeye değer bilgi yok. Boş işler bunlar… Dolu işlerle uğraşan yok.…

SAÇI SÜPÜRGE

Sen zahmet etme, diyerek yüklendi. Dur, dedi. Ben hallederim. Ben varken sana mı düşer, dedi bir başkasına. Siz hiç düşünmeyin, diye seslendi ortaya. …. Saçımı sizin için süpürge ettim, dedi bir zaman sonra. Evde süpürge vardı ki neden saçını kullandın. Diyenlerin yanında kırgınlık yaşadı. Kendini değersiz ve kullanılmış hissetti. Yüklenmişti her şeyi. Kimse ondan bir…

ZOMBİ

Bin esir bin esaret Yarı kapalı , kapalı ve apaçık esaretlerine esirlerin kısıtlı yaşamlarının izini sürelim. Ayak izlerinden izlerini süremeyeceğimiz kesin. Onları yuvarlarında bulmak zorundayız. Dehlizlerine girip oradan gün ışığına çıkartmalıyız. Zincirlerini kıracak da değiliz. Gerisinde geriye bırakacağız ve oldukları durdukları yerlere gerisin geriye koyacağız hepsini. Dışarıda yaşayamaz onlar. Zincirsiz çıplak, duvarsızken korunmasız, özgürken de…