Gemiler Dolusu Yalnızlık

Bir avuç yalnızlık, gemiler dolusu kalabalıktan ağırdır. Boş avuçlar sonsuzluğu tutmaya çalışır. Kapanan parmakların arasından, ellerinde olmayanlar dökülür. Saçılanları tutulmaz. Dökülenleri toplamakta mümkün olmaz. İnsanın canını çok fazla acıtan bir oyundur yalnızlık. Tercih ettiğinden de oynanmaz öyle. Bir bakmışsın, öylece oyundasın. Avuçlarındaki boşluğa dolar oyunlar ve senin kadar yalnız oyuncular. Olmayanla oynarsın kendiliğinden. Hem de…

Dumanı Tüten

Akşam olduğunda dumanı tüten bir evin kapısından içeri giriyorsan eğer, O an diğer her şey dışarıda kalır. “Güvenli ve huzur dolu alanları olmalı” dersin, insanın. Yuva huzur vermeli, Yuva huzurlu olmalı. Sıcacık hissettirmeli diye iç geçirirsin. İyi de söylersin… İyi de düşünürsün… Ait olmalı insan, dumanı tüten ve iyi hissettiren yuvaya. Dersin lakin, “TÜİK verilerine…

Aile Denir

Avucundan, avucuna bir avuç tohum döküldü. “Bu ne şimdi?” dedi kadın. Adam konuştu, Kucaklar dolusu çiçek vermek istedim. Kucağım almadı. Sayısız çeşit olsun istedim. Bulamadım. Bir gün değil, her güne güzellik katsın dedim. “Solar hepsi” dediler. Ve adam dedi, Kadına söyledi… Ben dedi, benden dedi, kucaklar dolusu gelecek dedi. Sen dedi, senden dedi, geleceği benimle…

Öfkenin Ateşinde

Elini savurduğu gibi, rüzgarından yıkıldı hizasındaki. Bakışlarıyla delip geçtiği delikten, duvardaki yanık izi görüldü. Dilini şaklatıp savurduğu kelimeler, kırbaç oldu da sırtında patladı. Elini bile sürmeden, tarifsiz acılar yaşattı ona. Pişman etti. Doğduğuna, sorduğuna, olduğuna, yaptığına ve yapmadığına. Pişman oldu. Başladı ondan af dilemeye. Yalvardı, yalvardı… Yalvarışları, alevin sıcağında bir kalıp tereyağı gibi eriyip toprağa…

Açıklanamaz

Açıklanamaz olanların, bir açıklaması var. Açıklanamaz olmasının bir neden var. Bunu bilmeyenlerin de, bundan çok daha fazla sebebi var. Bilgi serbest dolaşır. Bilgi erişime açıktır. Bilgi onu yorumlayacak kapasiteye gelinene kadar ortada, orada bekler. Bilgi bize gelmez sonuçta. O hep oradadır. Sadece biz ona ulaşabilecek düzeye çıkarız. Ne kadar yaklaşırsak o kadar fazla nedene, sebebe…

Kıymık

Eline batan kıymıkmış gibi… Ruhuna acı veren yongayı arıyor. “Çek çıkart, bitsin bu eziyet” diyor. Yaşarken yontulmuş benliğindeki bir kıymıkta, içindeki derin boşluğu açıklamak istiyor. Yetersiz kalan çözümler, onların yanlışlığından değil. Eksikliğinden, atımların kısa düşüşünden, yeterince zaman harcanmayışından, denenmeyeninden, kolayını bekleyişten, tek yönlü bakışından, tamamlayıcılarından vazgeçişten, inanmayıştan, … Hepsinden öte doğru niyetlerle yola çıkamayıştan. İşte…

Kusurlu Olma Hakkı

Bir şeyleri aşmış, çoktan geçmiş olmak… Her şeyi aşmak, tümden ve çoktan oralardan geçmiş olmak demek değil. Aştıkların, aşabileceklerinin teminatı, Ama aşacağının kesinliğinin ve şimdi olacağının da garantisi değil. Bir yerde, mükemmel olmak… Bir başka yerde kusurlu olma hakkına ise hiçbir zaman engel değil.

Kalp Gözünden Görmek İnsanı

İyiler var. Kötü gibi gözüken. Kötüler var. İyiliğin maskesiyle gezinen. Gözlerle bakıp, insanın içini görmek zor. Gözlerin gerisinde insanın içindeki niyeti bilmek zor. Gözler, gösterileni görmek için yaratılmış. Kalbini görmek için gerekense bir başka. Kalbin gözü, kalp gözü… İşin ilginci kalbi kirli olanda kalbindeki kirliliğin farkında değil. Niyetinin, düşüncesinin, kalbinde olanın, … Bunların hepsinin gerekçeleriyle…

Sırf

Yapılabilecek tüm hataları. Ben yaptım, Sırf Başkası yapmasın diye. Düşülebilecek tüm tuzaklara. Ben düştüm, Sırf Başkası düşmesin diye. Çekilebilecek tüm acıları, Bir ben çektim, Sırf Başkası çekmesin diye. Hep kaybettim. Sırf, Başkaları kazansın diye. Bir ben, kendimi feda ettim. Sırf Benden başka herkes, Bundan bir ders alsın diye…

Hizmet

Hizmet etmek kavramındaki hizmetkar, Hizmeti / kendisi ve hizmet ettiği arasındaki bağlantıya, varlık değeri ve anlamını yerleştirir. Varlık değeri ne kadar düşük ise hizmeti o derece, hizmet ettiği de bir o kadar bilinçsiz ve değersizdir. Varlık değeri yükseldikçe hizmetinin anlamı daha kutsal bir anlama kavuşur. Bu yüzden Güzel dinimiz önce “oku” der. Bilincin ve varlık…