Herkes Onu Sevsin

Herkes onu sevsin isteyenler vardır. Onlar sevilmeye, öyle muhtaçlardır ki… Bir türlü herkes sevmez onları. Kendilerine hayran olan insanlara, muhtaç olanlar vardır. Onlar, kendilerine hayran olunmasına muhtaç şekilde kıvranırlar. Yine aynı kaderdir ki, aradıklarını bir türlü bulamazlar. Yoksun, eksik ve muhtaç olmak, onları eksikli bırakır. Bunda ne hayran olunacak, ne de arzulacak bir şey vardır.

Duymak İstediği

İnsanların en çok duymak istedikleri şey, onlara haklı olduklarının söylenmesi. Sonra özel olduklarını, duymak istiyorlar. Bir de, daha fazlasını hak ettiklerini söylediniz mi onlara. Sizden iyisi yok. Bunlardan bahsetmiyor iseniz, sizden bekledikleri sessiz olmanız. İnsanlar maalesef kendilerine dürüst olunmasından nefret eder. Pek çok iletişim; Tatlı yalanlar, gizli sözleşmeler ile yürür.

Affedemediğimiz Birisi

Affetmediğimiz birisine, anlayış gösteremeyiz. Anlayış göstermediğimiz birisine, yakın hissedemeyiz. Yakın hissedetmediğimiz birisine, sevgi duyamayız. O zaman elimizde kalan duygular; – İntikam, – Cezalandırma, – Bedel ödetme, – Çatışma, – Gerilim, – Tahammülsüzlük, – Nefret, – Hatalı bağlanma, – Yarım kalmışlık, gibi bizi yok edici duygular olur.

Hasret ve Özlem

Hasret ve özlem, duygusal fakirleşme midir? Yoksa, duygusal farkındalık sahibi olmak mıdır? Her ikisidir. Anlamlı olan şeylerin, yokluğu ve azalışıdır. Anlamının ve öneminin daha fazla hissedilir oluşudur. Eksilen, geride bıraktığı boşlukla görülür. Onun hayatımızda kapladığı alanı, o yokken farkederiz. Varken kıymetini bilmediklerimizin, ancak o zaman kıymetini anlarız.