Ortak Payda
Aynı dünyaların farklı insanları. Yinede anlaşabilmek için ortak bir payda da buluşmalı. O payda, herkesin bu dünyada yaşamaya mecbur olduğu ve istediği gibi yaşamaya hakkı olduğu.
Aynı dünyaların farklı insanları. Yinede anlaşabilmek için ortak bir payda da buluşmalı. O payda, herkesin bu dünyada yaşamaya mecbur olduğu ve istediği gibi yaşamaya hakkı olduğu.
Oturdum çocukluğuma ağladım. Yağmurun altında ağladım, ağladığım anlaşılmasın diye duşa girdim ağladım. Bitişine ağladım. Bitmişine ağladım. Geçti gitti, geride kalışına ağladım. Bir çocuk gibi ağladım. Yad ettin eski günleri.
Bir şeyler yanlış resimde. Biri bakar arzuyu simgeleyen kırmızı elbiseyi görüyor. Biri bakar yüzünü ve elbiseyi gizleyen şemsiyeyi görür. Kimse yalın bir kadın ve güzel bir resim görmeyi akıl etmez. Alalade şık bir kadınının yağlı tablosudur resimdeki. Biz yine de kadınlara eşitlikten bahsederiz. Biz yine de kadınlığından korktuğumuz kadınlara bayan demeye devam ederiz. Kadınlar günü…
Neden kanatların yok anne, dedi çocuk. Anne yanıtladı. – Çıkarttım onları. ????????? Kanatlarıyla güvende olmayan melekler dünyada yaşayabilmek için gizlendiler. Çünkü insanlar meleklere de acımıyor. ?????? Kadınlar gününe beş kala. Tüm annelere kanatlarını geri vermeyi teklif ediyorum.
Acılı paylaşımlar, kırmızı biber gibi acılı ve bir o kadar faydalı. Hüzün ve kırgınlık bizi kendimize getiren ve değişmemiz için yeterince güçlü olan bir neden. Hiç kimse yeterince canı yanmadan adım atmıyor. Ve hiç kimse canı bu kadar yanarken adım atacak gücü kendinde bulamıyor. Hep derim, Hiç bir şey sebepsiz ya da nedensiz değil. Ve…
Bittimi sandın. Bitmedi. Bitmedi acıların. Bitmedi yaşayacakların. Bitmedi. Bitmeyecek mi sandın. Bitecek. Hepsi bitecek. Farkındalık geliştirdiğinde öğrendiğinde ve hazır olduğunda. Hepsi bitecek. O zamana kadar hoşçakal. Hoşçakal çünkü ne demek isteğimi o gün anlayacaksın.
Hırsına yenik hataları vardı. Egosuna hizmet eden doğruları oldu. İnatlarına, hatalarına ve yalanlarına rağmen hayatı acısız mı kalacaktı. Kendine ağladı. Başaramayışına öfkelendi. Ne ayrılıklar, ne terk edilmelerdi mesele. Mesele tekrar gelen yenilgiden ibaretti. Acı çekmek hakkını kullandı. Kendini acıtmak lüksünü kullandı. Sahibi olduklarının hepsi bunlardı. Anlam veremedi. Bunca gözyaşına bunca haklı olduğunu sanışa rağmen yaşadıklarını.…
Bir şans daha isteyenlerin, harcağı şansların sonuncusunu istemesi. Son şansı. Tüm kullandıklarından sonra bu sefer farklı olacağına duyduğu inancı. Aynı şeyleri tekrar ve tekrar yaşarken tükenmiş zamanı. Tükenmiş şansı. Boşa harcanmış hayatı. Ve bir şansı daha olsa farklı olacağına duyduğu sahte inancı. Gün batıyor. Zaman geçiyor. Kullanılan tüm şanslar ömründen gidiyor. Ve Bir şans daha……
Şahit misin? Çılgınlar gibi eğlenirken bir anda durdu. Telaşla ceplerini karıştırdı. – Nerede bu? – Almış olmam lazım. Biraz daha aradı, “ Ohh, buradaymış” Cebinden bir cihaz çıkarttı. “İzle ve şahit ol bana. Bak eğleniyorum. Çılgınlar gibi hem de.” Cihazdan ses geldi. “ Şahidim sana. Çok güzelsin, çok güzel eğleniyorsun. Seni görüyorum ve seni hayranlıkla…
Ayaklarımızı kirletmeden, Ellerimizi kirletmeden, Kalbimizi kirletmeden, Kirlenmeden yaşanmıyor ki hayat. Bulaşmışsın bir kere dünyaya. Dokunmuşsun bir kez toprağa. Kömür ocaklarına komşu olmuşsun bir defa. Güneş yakmış karartmış, Çamur değmiş bulaşmış. Gelmişsin bir kez dünyaya. Hiç kirlenmeden yaşanmıyor ki bu dünyada.