DÜŞÜNÜRÜM
Sen kimsin ki her konuda yazıyorsun? diye sorsalar. Durur ve düşünürüm… Bu soruyu düşünürüm… Cevabını düşünürüm… Neden sorduklarını düşünürüm… Çünkü ben, Düşünürüm.
Sen kimsin ki her konuda yazıyorsun? diye sorsalar. Durur ve düşünürüm… Bu soruyu düşünürüm… Cevabını düşünürüm… Neden sorduklarını düşünürüm… Çünkü ben, Düşünürüm.
– Çok uzun bir şey söyle, dediler … “Sen” dedim. – Çok kısa bir şey söyle, dediler… “Ben” dedim. – ikisi de tek kelime üç harf, nasıl olurda biri uzun diğeri kısa olur, dediler… ” Seni günlerce anlatsam dinlersin, benden bahsetsem on dakikada gidersin” dedim.
Öylesine bir dünyayı zorluyoruz ki ; Kuyulara atılmış taşları çıkartmaktan avuçlarımız kanıyor ve nasırlanıyor. Her şey taş ve çamura dolmuş kuyuların berrak içilecek sulara sahip olabilmesi. Suyu içecek olanda bir başkası kuyunun sahibi de bir başkası. Onları taşla çamurla dolduran onlarda başka, başkaları. Kuyuların içinden çok sular geçiyor, insanların aklından çok düşünce akıyor. Hiç dolmayacakmış…
Düşünebilir olmak ile, İdirak edebiliyor olmak arasında . Büyük bir yabancılaşmanın olduğu durumlar, tek bir insanda yaşanır. Akılın açıklayabiliyor oluşu, geçersiz ve gökmüş bir sistemdir artık. Tüm bilgi, dayanak, mantık, geçerlilikler.. benzini olmayan araçlar gibi otoparkta yatmaktadır. Barutu olmayan mermi fişekleri kadar etkilidir sahip olunanlar. Ulaşılamaz oluşun, değiştirilemeyen kişisi olur… işte bu durumun sahibi .…
ENERJİ ALANINDA ÇOK SAYIDA AKIM GÖRÜŞ VE FELSEFE VAR , KAFAM KARIŞTI…… A- Teknik ve uygulama mı , dayandığı felsefe mi ? Bir başka durum ise çok sayıda farklı akım görüş teknik ve öğretinin varlığı. Sayısız vaat ve yöntem anılmakta söylemlerde. Her bir görüş kendi öğretilerini geliştirmekte, katı kurallar ve kesin sınırlarla çizgiler oluşturmakta. Her…
1-Yanlış olan şeyin ( duygu, davranış, düşünce, yaşam, enerji düzeyi….) özümüzle uzak, uyumsuz ve aykırı olması gereklidir. 2- Yanlışın algısı, sosyal, bireysel, evrensel olarak değişiklik gösterebilir. 3- Bir şeyin yanlış olması için bize, çevremize ya da bir başkasının yaşamına olumsuz yönde etki etmesi gereklidir. Kısacası yanlış kavramında kişinin, kendinin, çevresinin durumu kabullenememesi ve içinde bir…
En başında dolması gereken bir havuzumuz vardı . Bilgiyle, tecrübeyle, yaşanmışla dolması gereken bir yaşam havuzu. Herkes birer ikişer bardak suyla havuza katkı yaptı. Kimi bir bardak ilgi döktü, kimi iki bardak sevgi, bir başkası biraz bilgi, bir diğeri tecrübe… yıllar, yıllar içinde havuz dolmaya başladı. Herkesin bir katkısı olmuştu. Havuz, Sevgi ilgi güven yakınlık…
Kendimi seviyorum demek, kendine değer vermek demek değildir. Asıl olansa kendine değer vermektir. Kendine değer vermek, kendini olduğu gibi kabulü gerektirir. Kendini kabul, iyisi ve kötüsüyle kendini tanımayı, bilmeyi zorunlu kılar. Kendini bilmek demek yetmez. Kendini bildiğin gibi kabul de etmen gerektiği gerçeğine getirir tüm bu gayreti insanı. Kendini kabul etmek ise olduğun gibi kalmak,…
Bir taraftar geyiği olarak hayatımızda yer bulan totem yapmak batıl inancın eğlenceli yüzü olmayı başarıp günlük yaşamımızın bir uzantısı oldu. Mantık bir noktada, rutinler oluşturma ve rutinler üzerinden enerji biriktirme gayretinde. Totem tabiri, basit bir ayin mantığı ile olsa da eğlenceli kullanıma ve taraftarın umuduna açılan kapı olmaya aday. Kale arkası programı için bir çalışma…
Gözlerdeki hüzün, hiç bir şeye benzemez. Acı, öfke, mutluluk …akar gider de, Hüzün kendine orada yer eder. Gerçek hüznü ordan tanırım. Akmaz gözlerden, bağırmaz… Ulu orta göstermez kendini. Birde öyle bir şeydir ki, anlatılmaz. Hüzün böyledir işte, Hüzün, sahibinin kendisi gibi; Gözlerin penceresinin önüne oturup oradan izler dünyayı.