AİDİYET

Sokaklar ıssızlaştığında bilirsiniz ki, sizin de ait olmanız gereken bir yer var. Aidiyet duygusu yalnızlığın tek ilacı. Ona sahip olmaksızın, kalabalık şehirlerin boş sokaklarında yalnız başınıza yürüyor hissi bir sakız yapışır ayakkabının altına. Aidiyet hissi olmadan, insanlar ve kalabalıklar boşluğu almaya yetmez. Garip bir hüzün ve derin bir yalnızlık kol kola girer ruhunun ıssız sokaklarında.…

İLK GİDEN

Boşluğa yol aldığı düşünülürken. Bir tek giden bilir… Yalnız, kendi geleceğine yol aldığını. Bir hayali, birde umudu vardır yanında. Vizyon sahibi olarak adlandırılacağı zamana kadar, geriden bakanların hüznünü yükler kendi omuzlarına. – Başarmak zorundadır. – Varmak zorundadır. – Elinde sadece yönü varken, parlak ışıklara asfalt yollara büyük şehirlere, uzak umutlara varmalıdır. – Hayallerine doğru attığı…

YER İTİMİ – Özel Bir Hikaye

Sabitlenmiş kazıkların arasından geçen ipler şehirin her yerini bir ağ gibi sarmaktaydı. Bazı ana alterlerde birden fazlası birleşip, halat görünü veriyordu. Zeminlerine büyük mıknatıslar yerleştirilmiş araçlar, yere tutunmak için metal zeminleri takip ederek ilerlerken yaya halatlarının arasından kıvrılarak geçip gidiyordu. Arada bir boşluğa savurulan çiçek saksılarından ve ev hayvanlarından beklenmedik yaralanmalar da olmuyordu değil hani.…

YALNIZLIK VE ŞEHİR

İnsan sosyal bir varlıktır. Varlığına, şahitleri olmaksızın anlamsızlaşan çabası bir tek insanla değerlidir. Mahallelerden köylere, köylerden kasabalara, kabalardan şehirlere, şehirlerdense mega kentlere doğru ilerleyen büyük göçler ve ortaya çıkan büyük şehirler. Tüm bu hareketliliğinin içerinde kendi çelişkisini yaşar insan. Kalabalıklara doğru çekilirken kendi içinde birey olma, yalnız başına var olabilme ile ilgili bir niyet taşır.…

İDİRAK

Düşünebilir olmak ile, İdirak edebiliyor olmak arasında . Büyük bir yabancılaşmanın olduğu durumlar, tek bir insanda yaşanır. Akılın açıklayabiliyor oluşu, geçersiz ve gökmüş bir sistemdir artık. Tüm bilgi, dayanak, mantık, geçerlilikler.. benzini olmayan araçlar gibi otoparkta yatmaktadır. Barutu olmayan mermi fişekleri kadar etkilidir sahip olunanlar. Ulaşılamaz oluşun, değiştirilemeyen kişisi olur… işte bu durumun sahibi .…

YÜKSEKLERDEN

Zamanının ötesinde yazayım dedim. Fazla ileri gitmişim geri dönmek epey zaman aldı. 🙂 Çağ bilgi çağı. Bilgi var da, kullanan yok. Kullanan var da, anlayan yok. Anlayan var da, kıymet bilen yok. Kıymet bilen var da, biligi veren yok. Bilgi veren var da, ortada vermeye değer bilgi yok. Boş işler bunlar… Dolu işlerle uğraşan yok.…

AŞKA BEŞ KALA

Aşka beş kala, Süre tükendi. Tam bulmak üzereyken, Tam da varmak üzereyken… Süre tükendi. Bulmayanlar ve ulaşmayanlar, hayallerindeki aşkı bir türlü yaşayamamış olanlar. Hayallerine giden yolculuklarında bir şeyleri eksik bırakanlar. Hep yanıbaşların da olup da, hep ellerinde tutup da, yaşamadıklarının özlemiyle tanımlamadıklarına ve yetinmediklerine hasret kaldılar. Aşkı bulamamak mıydı mesele, Aşkı görememek miydi? Belki de…