Bekleyen
Eğer bir yerde bir son var ise, beni bekleyen. O, beni beklesin. Geliyorum. Ama Ağır, ağır…
Eğer bir yerde bir son var ise, beni bekleyen. O, beni beklesin. Geliyorum. Ama Ağır, ağır…
Yakın ve uzak… Hemen elimizin altında olup, gerçekleştirebileceklerimiz. Çok uzaklarda bir yerlerde bizi bekleyen. Gün batmadan varmaya çalıştığımız bir kasaba var. Yolda bacası tüten sıcak bir ev gördük. Orada kalır ısınır ve dinlenirsek, gün batmadan kasabaya varamayacağız. Belki o ev bizim olmamız gereken yer. Belki de kasaba varmamız gereken yer. Gün bitimi ise, bilinen ömrümüzün…
Çocukluğunda annesi ve babası görsün anlasın kabul etsin ve onaylasın istedi. Gençliğinde vazgeçti onlardan, arkadaşlarından bunu istedi. Yetişkin hayatında eşinden bekleyebileceğini düşündü, bulamadığını onda bulmayı diledi. Yaşlandığında da bunu çocuklarından alabileceğini sandı. Alamamak ve aradığını bulamakla ilgili bir sorunun sahibi isek bu açmaz tüm yaşamımıza, alamamak ve bulamamak düzleminde bir ip gibi dizilir. Sadece hayatımız…
“Onun sadece dilinde var…” Dilimizde olanlar aklımızda olanların bir uzantısıdır. Aklımızdaki bizim meselemizdir. Ya da meselemiz aklımıza düşer. Oradan da yerçekimi buya, aşağıya doğru inerken dilimizden kayar ve düşer. Aslında içinde çözemediğini dilinde çözmeye çalışır insan. “çok egolu, egoist, bencil…” cümleleri sahibinin bunların üzerinde abartılı duruşuna itafen hayat bulur. “ Namus, ahlak…” “cinsellik” “din, iman”…
Mucizeleri bekleyen insanlara birileri söylemeli. Mucizeler hava gibidir. Farkına varırsın ya da varmazsın. Yaşarsın ya da yaşamazsın. Seçersin ya da seçmezsin. İçinde olursun ya da olmazsın..
Elini, bir cebine soktu. Ceplerine doldurduğu cehennemlerinden birazını avuçlarına aldı. Bir avuç kirli parayı harcar gibi, bu gün onu harcadı. Ceplerindekilerin hepsinin, hem sahibi, hem de koruyucusu. Onları nasıl ve neden topladığı bir yanda, İçlerinde neler olduğu diğer yan da durdu. Kimini vicdanından, kimini alışkanlıktan, kimini mecbur hissettiğinden, kimi kendi kimliği andığında, Kolaycılığından, Sevgisinden, Korkusundan,…
Kızağa alınmış hayatlarında büyük dalgayı bekler insanlar… Gün gelecek ve birşey olacak kendiliğinden olacak ve her şey farklı olacak…
“Kimler geldi kimler geçti hayatımdan” cümlesindeki ben, transit geçişi olan bir yola dönmüşken. Duranlara ve konaklamalara hayatımda bir yer ayırmamış olmanın eksikliğine sahip olurum. Gelenleri bekler, gidenleri izlerken kendi gittiğim yoldaki sabit duruşumu sürdürmüşümdür o ana kadar. Bunu bilir, bunu yaşarım. Bir yere sabitlenmek güzeldir belki. Giderken sabitlenmek, gidenlere sabit bir konak olmak. Bazen direksiyonda…
Gizlenmek için ardına saklanan, karanlık. Eğilen gerçekliğin karşısında büyüyen, izdüşümü. Görmez olacağın anı bekleyen, kötülük. …
Vazgeçebilir misin? Sorusunun arkasında çok fazlası birikir. “Evet” bu soru barajının kapılarını açar ve ardında duran ve biriken vazgeçilebildiklerini özgür bırakır. “Hayır” Kapakları sımsıkı kapatır. Duvarları yükseltir geçit vermez kılar, biriktirilmek ve tutulmak istenilene. Tutulan, vazgeçilmeyen ve bırakılmayan kapakların ve duvarların ardında dururda biz başka bir yerde mi oluruz? Tabi ki olmayız. Onları tutulması için…