Anlattı, Anlattı…

[fusion_text] Geldi, anlatmaya başladı. Anlattı… anlattı…. Söyleyecek çok şeyi vardı. Dinleyecek yeri ise hiç kalmamıştı. Anlattı…., anlattı…. ve gitti. Bir zaman sonra tekrar geldi. Anlattı anlattı…. söyleyecek çok şeyi vardı. Ve gitti. Tekrar geldi, tekrar… tekrar…. Gerçkten onu dinleyen ve içini boşaltabileceği dipsiz bir kuyuya ihtiyacı vardı sadece. Sessizce onu dinleyecek, ilgiyle onu dinleyecek… Yargılamayacak,…

ÖLÜMSÜZLER

“O iş olsun havada karada, dünyada ölüm yok bana”, diyenin o işi oldu. Sonra bir başka işe, işi düştü. Hani dönüş yoktu, hani ölüm yoktu havada ve karada. Hani her şey o ilk olacak olana endeksliydi. O başka, O, o zamandı. Bu, bu zaman. Yok… insan şaşar beşer, hep elinde olmayanı ister. Ulaşılması zor olana…

SIR SAKLMAK

Elini uzattı, tuttum. Bir şeyler söyledi, dinledim. Emanet verdi, sakladım. Ser verdi, korudum. Sır verdi, serdim de geçtim. Her şeyi yapmak kolay da sır tutmak zor işte. Sır veren sırrını tutamamış kendinde de, “al bunu sen tut” demiş. İşte insanlar bu yüzden, diğer insanlarla olan iletişimlerinde ister istemez sırlarla ve söylenemeyenlerle devam eder. Sonra söylenemeyenler…