Her şey ve Hiçbir şey

Her şey olmak ve hiçbir şey olmak, Birbirinin aynıdır. Tüm inanç sistemleri ve öğretiler bu noktaya ulaşmanın yolları üzerine odaklanır. Sonuç da insan, bir veya bir kaç şeydir. Her şey ve hiçbir şey olmak beden bulmuş yaşamında onu sınırlar. Bu çaba boşa da değildir. Bir gün ruh yalnız kalacaktır. Bedenli varlığında verdiği bu mücadele, işte…

Çöller Bile Boş Değil

Çöller bile boş değildir. Kumla doludur. Dolu olduğu düşüncesi de böyle bişeydir. Doludur ama ne ile? Bereketli, ruhu olan, yaşayan ve hayat dolu olan bir dünya var iken, doluluk… ?Bir ruha sahip olmak, ?İçindekilerin ne olduğu, ?Fonksiyonları ve yapısı, ?Hayatı destekleyip desteklemediği, ?Kaç hayata can verdiği, ?Ve orada ne kadar kalınmak istediği gibi ölçütler ile…

Masal Anlatma

Hikayedir uydurulan, nereden nereye uymuş bilmeyen -1 Dar zihinleri uçsuz bucaksız topraklara bırakmışlar günün birinde. Dört bir yan sonu yokmuşçasına uzayan topraklara. İlk yaptıkları bir alan belirlemek olmuş. Önce dört köşesine dört kazık dikmişler. Burası benim dört dörtlük yapacağım demişler. Dört sıra tel çekim kareden bir kutu elde etmişler. ****** Hikayedir uydurulan, nereden nereye uymuş…

Kayıp mı?

Nerede kaybettin? – Bir yerlerde düşürdüm herhalde. Nasıl düşürürsün, düşürülecek kaybedilecek şey mi bu. – Bilmiyorum dedim ya. – Hep yaptıklarımı yaptım, geçtiğim yerler aynıydı. Ya insanlar çevrendeki insanlar? – Ha onlar mı? Bilmem onlara dikkat etmedim. Ya SubhanAllah insan masumiyetini kaybeder de ruhu duymaz mı arkadaş? ****** Duymaz, insan kaybeder de ruhu bile duymaz…

Layık

Ruhu Yaptıkları ile… Yapamayacaklarına… Hak kazandığına inanacak kadar cahildi. Yaptıklarının karşılığını bekledi. Yaptıklarının karşılığını belirledi. Yaptıklarının karşılığında hakkı olmayanı istedi. Yaptıklarının hepsini, kendisi için yaptığında değil de. Mecburiyetlerini yerine getirmiş olmanın düşüncesinde yaptığından belki de, Kendini fazladan önemsedi. Böylece, Bin iyiliğe, bir kötülük Bin sevaba, bir günah Bin mutluluğa, bir acıyı Kendi mantığıyla, kendine hak…

Kırmızı Elmas

Kırmızı elmasın sahibi Kanla beslenmiş ışığına kattığın kırmızı, o cana muhtaç. Kan kırmızı , “kırmızı elmas” o kana muhtaç. Kanlı canlı beden, ışıltılı ve parlak bir ruh. Kan, can, ruh, beden . Al sana, atan kalbin. Bedensiz şeffaf duran bir ışık var, o ruh. Bedensiz aşkın varlığı, kırmızı tutkudan yoksun. Bedensiz bir tutku, kırmızıdan ve…

Sıradan

İnsanın bileşenleri et, kemik,toprak ve sudan ibaret ise; Sıradan olan bir nesneye ulaşırız. Yok!.. İnsanın bileşenlerinin aslını, Yaratıcının ona kendinden sunduğu, bir parça sonsuz kaynak enerjiden oluştuğunu kabul eder isek de; Ruh, kimlik ve varlık önemli hale gelir. Bu nedenle kendini sev denmiştir, “Yaratandan dolayı.” Bu nedenden başkalarını sev denmiştir. “Yaratandan dolayı.”

YALNIZLIK VE ŞEHİR

İnsan sosyal bir varlıktır. Varlığına, şahitleri olmaksızın anlamsızlaşan çabası bir tek insanla değerlidir. Mahallelerden köylere, köylerden kasabalara, kabalardan şehirlere, şehirlerdense mega kentlere doğru ilerleyen büyük göçler ve ortaya çıkan büyük şehirler. Tüm bu hareketliliğinin içerinde kendi çelişkisini yaşar insan. Kalabalıklara doğru çekilirken kendi içinde birey olma, yalnız başına var olabilme ile ilgili bir niyet taşır.…