Doğa Ana

Azrail’e verilmiş özü vardı. Söz bu ya verildiyse, tutulmalıydı. -“Söz” dedi, sana bir can borcum olsun. -Vereceğim, dedi. -Vadesinde ödeyeceğim. …. Gel zaman, git zaman… Bir tohum oldu, bir fide oldu. Yeşerdi hayat oldu. Can oldu, cana değdi. Hayat oldu, hayat verdi. Geldiği bu dünyadaki her şeyi canından çok sevdi. Onlarda, onu sevdiler. Üstelikte, canlarından…

Evlat

Evlat, öyle bir şeydir ki. Eşşek de olsa sevilir. Hatalarını, eksiklerini, yanlışlarını ve zayıflıklarını görmek istemeyiz. Görmezden gelmeyi dileriz. Biliriz artı ve eksilerini. Onları iyi ve kötü tüm yanlarıyla sonsuz kabul ederiz. İşte bu kabul onları tam yapar, tamamlanma gücüne bağlı kılar. Kabulün gücünü azımsamayın. Eksikliğini de sakın azımsamayın.

Dağılan Şeydir

Donmuş yağ gibi katılaşır. Hissederek ısıtmadığın her acın. Yanarak eritmediğin her derdin. Paylaşarak azaltmadığın her kederin, içinde donar. Donmuş her duygu bir kitledir. Her kitle yaşama set, mutluğa engel, sağlığına zarardır. Paylaşmak duyguyu eritmenin yollarından birisidir. Duyguyu tükenene kadar yaşamak, boğazındaki yumruyu ısıtmanın ve onu eritmenin yollarından bir tanesidir.

Yaşam ve Ölüm

Ölümsüz gibi yaşıyoruz. Bilinç bilmek istemiyor ölümlü olduğunu. Bilmekten bile korkuyoruz. Düşünmek bile istemiyor, yokmuş gibi davranmaya çalışıyoruz. Kediler köpekler kuşlar ve diğer hayvanlarımız oluyor. Bir ömrümüzde biri bir yıl, bir diğeri beş yıl yaşıyor. Hadi bilemedin 10-13 yıl… Ve gidiyorlar. Ölümün olduğunu hatırlıyoruz. Doğan her yaşamın, bir de sonu olduğunu defalarca izliyoruz. Belki de…

Gönül Kuşu

İnsanları kırmak kolaydır da. Kırılanı onarmak zordur. Moralimiz, dikkatimiz ve sabrımız olmayabilir kimi zamanlarda. İşte öyle zamanlardır ki, gücendiririz yakınımızdakileri. Uzaklaşmamanın ve uzak durun dememenin istemsiz bedelidir bu. Her insan yalıtılmış zamana ihtiyaç duyar. Kendi ile baş-başa kalıp kendini toplayacak aralığa ihtiyaç duyar. Bunları özerk zamanlar, özel alanlar, kafayı dinlemek, sessizlik ihtiyacı isimlerini takarak kullanabiliriz.…