Yarım Bıraktıkların

Yarım bıraktıklarımızın ağırlığı omzumuzda yaşarız. Neden peki yarım bırakırız? Neden olmasın, bizi geçmişe, bizi hayata, bizi insanlara bağlayan, yarım kalmışlıklarımız değil mi? O yarım kalmışlıklar tutmuyor mu bizi. Ölümden bile onlarla korunmuyor muyuz. Yarım bırakıp gitmemek için hayata onlarla tutunmuyor muyuz? “Çocuklar kendini kurtarmadan, ölemem bile” demiyor muyuz? Doğru soru; Kopamamak mı, kopmamak için kendimizi…

İlişkilerdeki Başlıca Sorun

Kabullenebilme sorunu mu? diye soruyorum kendime. Koşulsuz kabullenmek her şeyin ilacı mı? Sonra cevaplıyorum. Şizofrenik bir hal benimki 😄 Koşulsuz, nedensiz, tümüyle kabullenmişler o zaman neden ilişkilerin içerisinde gittikçe silikleşerek kaybolmak ve yok olmak zorunda kalıyorlar. Koşulsuz kabullenmemeyi seçenlere bakıyorum sonra. Bu mu? diyorum yoksa her şeyin ilacı. Yine manyak gibi kendi kendime cevap veriyorum.…

Daha Değerli

Küçümsemektir hatamız. Küçük adımlarımızın büyük değişimlere varacağına inanmayız. Gözümüzde büyüttüğümüz uzak hedeflerin küçük bir adımla olabileceği fikri bizi rahatsız eder. Bunu kabul etmemiz demek, bu güne değin yapamadıklarımızla hesaplaşmak zorunda olmaktır bir yerde. Kaybettiğimiz zamanımızla, fırsatlarımızla, geçmişimizle ve gençliğimizle yüzleşmemek için, o bir adımı – o ilk adımı atmaya diretiriz.

Dost Ol Kendine

Sakla istediğin kadar. İçindekiler çıkmak için mutlaka bir yolunu bulacak. Sonsuza kadar onları içine kapatamazsın. Bir ömür kendini inkar ederek yaşayamazsın. Onlarla barışmaya ve onları anlamaya mecbur olacaksın. Ya kendini görecek ve tanıyacak. Ya da için için kendini onlarla birlikte zehirleyip yok etmek zorunda kalacaksın. Kendi keşfini yapmamış her insan gibi hayatı kendine eziyet kılacaksın.…

Gölgesinde

Büyümüş ağaçların karanlığında kaldığı için, ışıktan yoksun kaldığını zannetti. Bu yüzden kesti tüm ormanı. Vakit geceydi, Eğitimi kör, Kalbi de karanlık. Ağaçlar değildi ki ulaşamadığı gündüzün suçlusu. Nefret ona yok et derken. Varolmak için yok etmeyi başarı saydı kendine. Kirli bir varoluştu bu. Kirli bir rekabet, güvensiz saldırganlık, haksız kazanım, adil olmayan başarı. Yükselişi de…

Seçimlerin Kavşaklarında Durusun

Öyle seçim kavşaklarında durursun ki. Seçeneklerden istediğini seçebilirsin gibidir ama birini seçmek zorunda olduğuna için için mecbursundur. Aslında hem özgür hem de mecbursundur. Sürüklenmeye başlayacağının, kontrolden çıkacağının bilincinde özgürce seçersin. Seçtiğinde olacakları bilemediğin gibi seçmediğinde olacakları da öngöremezsin. Bu körüne teslimiyeti verir sana. Sen olmadan seni yaşamaya başlayacağın bir kavşakta durursun. Öngöremediğin seçimine razı olursun.…

Yaşam Tekrarı

Çocukluğunda annesi ve babası görsün anlasın kabul etsin ve onaylasın istedi. Gençliğinde vazgeçti onlardan, arkadaşlarından bunu istedi. Yetişkin hayatında eşinden bekleyebileceğini düşündü, bulamadığını onda bulmayı diledi. Yaşlandığında da bunu çocuklarından alabileceğini sandı. Alamamak ve aradığını bulamakla ilgili bir sorunun sahibi isek bu açmaz tüm yaşamımıza, alamamak ve bulamamak düzleminde bir ip gibi dizilir. Sadece hayatımız…

Vur Patlasın, Çal Oynasın

Vur patlasın hayatında bir vurmuş patlamış. Çal oynasın hayatında bir çalmış zurnası patlamış. Zorluklar ve ters giden şeyler bizi zorlamadıkça meselelerimizle uğraşmayız. Hayat bize güzeldir. ve Bize güzelliklerini sunmasını ondan istemeye devam ederiz. Hiç ödeme yapmadan almaya alıştığımız hayatımızda bir gün ödemeler yapma günümüz gelecektir. Öyle istediği de fazla bir şey değildir. Sadece aklımızın başına…

Dünyaları Verseler

Dünyaları verseler ne fayda. Dünyaları veren de yok zaten. Fayda beklentisi menfi bir beklenti. Şahsi menfaatlerin dışındaki konulara gelindiğinde de bir anlamı olmaması lazım. Anlamlı olduğunda kişiliğimizden ve varlığımızdan ödün vermek zorunda kalıyoruz. Üstelik bu deformasyonu geri döndürmekte oldukça zor. Bunlar neler mi? ?inandıklarımız ?hissettiklerimiz ?sevdiklerimiz ?ailemiz ?evlatlarımız ?vatanımız Her verdiğimiz ödün ve vazgeçiş ruhumuzdan…

Pişmanlıklar

Ayrılan yollardan biri seçerek ilerledi. Her kavşakta, yollardan yalnız birine gitti. Şimdi vardığı yeri beğenmemekte. Tüm geçtiği yollardan ve tüm seçtiği kavşaklardan geri dönmeyi istemekte. Dönülmez akşamın ufkunda dilediklerini. Sabahın hayrında dilemek vardı, cümlesini kurmaya devam etmekte. ***** Pişmanlıklar, Seçimlerimizden memnun olmayışımızın sonucu. Sorun yanlış seçim yapmakla ilgili değil. İnsan olarak yaşarken, denemek ve tecrübe…