Sır Değildir
Bir şey sır ise, saklanır. Kimse bilmez. Bunu sır yapan da budur. Yani, bir şey size sır diye pazarlanıyorsa Bilin ki o sır değildir.
Bir şey sır ise, saklanır. Kimse bilmez. Bunu sır yapan da budur. Yani, bir şey size sır diye pazarlanıyorsa Bilin ki o sır değildir.
Sezgisel algı, Biliyor olmak halinin, yoktan varoluşu gibi. İnsan hissediyor onu. Ama akıl bildikleriyle, İnsan yaşadıklarıyla tanımlıyor. Hiç görmediğin bir yeri, anlatamamak gibi. Hiç hissetmediğin bir duyguyu, anlayamamak gibi. İşin en kötüsü de ne biliyor musunuz? Tüm insanlar, içlerinde gizlenmiş olanların açıkça görülmesinden nefret eder. İnsanlar, sırları ile yaşamak ister. Yine insanlar, anlaşılmaz olamaktan gizli…
Örme kazaklar olurdu eskiden bilirsiniz. Gözünüze bir ip takılırdı, eteğinde. Bir boşluk anı tutarda, çekerdiniz hani. Sökülüp gelirdi güzelim kazak etekten. İşte insanların bu eteklerindeki ipler hep dikkatimi çekmiştir. Ne zaman tutup çeksem, taşlar dökülmüştür yerlere. Eteklerindeki taşlar dökülmüştür.
Herkesin, Her zaman, Aradığı, Duymak, Bulmak, İstediği şeydir doğrular. Olmayacağını, bulamayacaklarını ve duyamayacaklarına emin oldukları doğruyu özler her insan. …. Ta ki onu bulana ve duyana dek… O zaman anlarlar istediklerinin doğrunun bulunması ve söylenmesi olmadığını. Aslında bunca zaman, bunun görülemez olduğunu ispatlamaya adadıkları hayatlarında o an pişti olduklarını. Aklımızın almayacağı kadar çok şey yalan…
Şüphecilik yerleşmiş hayatına. Paranoyak gündüz rüyalarında ve sorgulayan bakışlarında. Kilitsiz evlerin üç kilitle sürgülenmiş kapılarında, şüphecilik peydah olmuş benim yurduma. İnanmaz, güvenmez sır vermez olmuş olmuş herkes. Ser verir, yine de sır vermez olmuş herkes.
Sırların, Sırra kadem Bastığı Gün O gün… Söyleyeceklerimi benden başka kimse bilmiyor derken mutluydu. Bilecek bir ikinci kişinin varlığına korku dolu bir heyecan vardı. Kimsenin bilmemesi için-için paranoyakça hissettirirdi insana. Acıların, hataların, zayıflıkların ve hatta utançlarından. İyilerin paylaşılması kolaydı da en derinlere karanlık kuytulara yalnız bırakılmışların oradan çıkartılıp gösterilmesi zor gelirdi. Bir kez çıkarttığında, kontrolsüzce…
Rüyasını gördüm… Atmışsın dertleri bir çukura. Atmışsın dert olanları da ardından Sende atlamışsın peşi sıra. Bir bakmışım, bir elimde ip öbür elimde kürek. Ne yapsam iyi mi? Önce ipi atıyorum bende kuyuya. Sonra küreği peşinden peşi sıra. ??????? Hikayeden bir rüya anlattık. İnsanların özgür seçimlerine izin verebilmekten bahsettik. Bizim için bir başkası ile ilgili bir…
Sırlar, utançlar, pişmanlıklar, itiraflar, zayıflıklar.. Avuçlarındaki ıslak sabun gibidir. Fazla sıkarsan kayıp avuçlarından kaçar. Gevşek bırakırsan yine başına aynısı gelir. Sabunlu ellerinle başka şeyleri tutamazsın. Bırakamazsın, alır birisi kullanır. Sırlarına bir banka, ancak seni kurtarır.
Bizlerin bir özelliği vardır. Sanki herkes pek çok şeyi biliyormuş varsayarız. Standart olanların, 100 kişiden 95 inde olağan karşılaştıklarımızın sanki herkesin dikkatinde, odağında olduğunu ve bunların bilinir olduğunu kabul ettikten sonra. Makale yazı ve anlatımlarımızda standartlardan sapan enteresan çalışma ve çalışma örnekleri üzerinde yoğunlaşırız. Bizi heyecanlandıran enteresan çalışmaların herkesi heyecanlandıracağını. Bize olağan gelenlerinin ise diğer…
Gerçek, Kimin gerçeği olduğundan bağımsız olduğunda geçerlidir. Sır, Kimin bildiğiyle ve kimin bilmediği ile ilgili olandır. Yalan, Kendi gerçeğini kabul ettirmek amacıyla başka gerçeklikleri sır gibi saklamanın sonucudur. İşte bu nedenle, gerçek cümlesi – en fazla kullanılan gerçek yalandır. Yalan, bir başka gerçek yalanla ispatlanır. Bozacı ve şıracı böylece devam eder…. Bir zaman sonra hepsine…