Anne Sezgisi
Gözleri seçmese de sisin içinde yine de bir şeyler hissediyor sarı kız. Pür dikkat odaklanmış, sabit bir yöne bakıyor. Belki bir koku alıyor. Ya da bir sezi, bir şeyler hissediyor. Taze anne sarı kız… Yavruları ondan korunma bekliyor.
Gözleri seçmese de sisin içinde yine de bir şeyler hissediyor sarı kız. Pür dikkat odaklanmış, sabit bir yöne bakıyor. Belki bir koku alıyor. Ya da bir sezi, bir şeyler hissediyor. Taze anne sarı kız… Yavruları ondan korunma bekliyor.
Yaban, yaban mersinsiz olur mu hiç. Çil çil mersinler hazır sayılır. Az daha bekleyeceğiz ama ürün iyi bu sene. Bilirsiniz, belki de bilmezsiniz mersin bir su bitkisidir. Yani ne kadar bolsa su o kadar mersin verir. O da artık sevenine. ( hoş bu mersin aşılı olanı, yabanını bulmak size kaldı)
Sisin içinde her şey daha bir büyülü olur. Rüyada geziniyormuş efekti ile bir görünür, bir kaybolur nesneler. Sanki sisleri dağıtarak gelen bir atlı çıkıverecektir bulutların arasından. Bir başka yerden koşarak üzerine gelen bir kurt hayali canlanacaktır. Hiç biri olmayacaktır aslında. Ama hayal dünyasının puslu bir hava ile beden bulanı heyecana boğacaktır içini. Muhteşem bir keyiftir…
Bu bölgede iki tür dağ kekiği var. Resimde, sağda gördüğümüz geniş yapraklı olanı yemeklere ve ete çok yakışanı. Kurutup kullanılıyor tabi. Bir de resmin solundaki ince yapraklı kekik türü var ki, hasta olmaya gör. Hemen yeşil taze bir taneyi kopartıp sıcak suya attın mı, bir de bir kesme limonla ne boğaz ağrısı ne hastalık, ne…
Bunlar toprakta temizleniyor. Toprak, hani geldiğimiz ve döneceğimiz yer olan. Bizim de enerjimizin kirli kısmını emme potansiyeline sahip olan yer. Bildiğin toprak yani. Hani, yağmurda mis gibi kokan. Hani, bereketin yatağı. Hani, uğruna canlar verilen kanlar dökülen. Hani, geldiğimiz ve gideceğimiz yer.
Minik ama hoş bir çiçek daha. Bu da kışı sevenlerden. Kimi sarı, kimi moru, kimi yazı, kimi de kışı sever. Yani her insanın bir seveni bulunur. Her seven de iklimine göre sevecek birisini bulur.
Kışın bile açan çiçekler var. Yani demem şu ki, koşullar ne olursa olsun gününü yaz edenler var. Koşullara, kişilere takılmaya harcadığımız gücümüzü ve enerjimizi kendimize harcamak kışımızı yaz, gecemizi gündüz yapabilir.
Buzlu camın arkasından bakar gibi görünür. Sonra silinir gider hepsi. Boşlukta gezinir adımlar. Kaybolur sonra mesafeler. Önce geçmez zaman, sonra nereye gittiği bilinmeden. Kopmuştur film, henüz filmin sonu gelmeden.
“Ne istiyorsun benden?” diye soran kadına cevabı yine aynıydı. – Huzur Kadın saçını başını yolarak bir kez daha sordu. “Ne istiyorsun benden?” – Huzur Kadın yine… Huzur isteyen adam ve delirmekte olan kadın arasındaki diyalogdaki sorun şudur. Vermediğiniz bir şeyi geriye isteyemezsiniz. Siz öncesinde bunu ona vermiş olsanız eğer, karşınızda saçını başını yolan bir deliyi…
Canım, camdan bir parça. Kanım, kandan bir damla. Benim dediklerim, senden bir sayfa. Sen ben mi var aramızda. Ben sen mi var yanımızda. Ayırmam seni, ayırma beni. Sömürme beni, sömürmem seni. Unutma beni, unutmam seni. Yeter ki sen sev beni, işte o zaman ben de seveyim seni. ***** Sevgi, saygı, yakınlık, sadakat, anlayış… karşılıklı yükümlülüklerdir.…