Dünyalar Büyüdükçe
Kalabalıklar yutar insanı. Ya da tersi, kaybolmak için kalabalıklara karışır insanlar. Az da çok olmakla, çok da az olmak arasındaki seçimde fark göremezler. Sevdalar, büyük denizler olur. Gerçekler, tek oda evlerde oturur.
Kalabalıklar yutar insanı. Ya da tersi, kaybolmak için kalabalıklara karışır insanlar. Az da çok olmakla, çok da az olmak arasındaki seçimde fark göremezler. Sevdalar, büyük denizler olur. Gerçekler, tek oda evlerde oturur.
Birisinin, seni sevmesini istersin. Öyle alelade birisinden değil, birisinden istersin bunu. Özel birisinden, ondan. Tüm dünya bir yana, onun seveceği bir an diğer yanadır artık. İmkansız aşk olarak nitelendirdiğimiz bu aşk, olmazın özlemidir. Hasretin kendisidir. Ulaşılmaz olanın hayalidir. Karşılıksız aşklar, tek taraflı sevdalar, kavuşulmamış ayrılıklar, kaçırılan fırsatlar, yitip giden mutluluklar… İşte hepsi orada birikir.
Ne aşıklar gördüm ben, Aşkları tereyağı gibi eriyip giden. Ne rakipler gördüm ben, Düşmanını herkesten daha çok seven. İşte büyük kalplere dostlar da sığar, sevdalar da sığar, düşmanlarda sığar. Ama kalp küçükse eğer oraya ancak bir kişi sığar. Bir başkası geldiğinde, öncekinin boşaltması gerekir.
Camın kenarında boş bir koltuk durur. Bir yastık ve boş bir koltuk. Diğer koltuğa bakar yüzü. Karşısında bir koltuk daha durur. Onun yönü camdan dışarı doğrudur. Oturur o koltuğa ve yolunu bekler. Bekler ki, gelsin. Gelsin ki, koltuğuna otursun. Otursun ki, gözlerine baksın Ondan ki, o koltuk öbürüne bakar. Sırf bu yüzden öbür koltuk, camlarda…
Tersine aşklar, Zulmeder sevdiğine, Bu tür sevdalar. Sevdiğinden kıskanır. Sevdiğinden kızar. Sevdiğinden azarlar. Sevdiğinden aşağılar. Sevdiğinden kısıtlar. İşte dedik ya, tersinedir bazı sevdalar.
Unutulmuş aşklar, eskitilmiş sevdalar, geçmişlerde, bir yerlerde kalmışlar… Sonsuza kadar süreceği düşünülmüş nice beklenti, Bir zamanda, bir yerlerde düşürülüp kaybedilmiştir. Zaman ilerlerken, onlar gerilerde kalmış ve ona uyamamıştır. Dünyanın sonu sanılan çoğu zaman, Zamanın içerisinde çoktan unutulmuş, hiç olmamış varsayılmıştır. Hiçbir duygu zamana direnemez. Tüm duygular, – belirli bir hızda yükselir, – ivmelenir, – zirve…