Kahramanlar

Kahramanlara ihtiyacımız var gibi gözüküyor. Çünkü, umuda ihtiyacımız var. Bunun bir nedeni var. Korkuyoruz. En büyük hayatta kalma refleksimiz korkmak. Bu korkmadığımız zamanların dışında yaptığımız şey. Düşmanlardan, insanlardan, işten, hayattan, gelecekten… Korkunun karşısında kazanmak için savaşmaya değil. Barışla, yaşayabilmeye ihyiyacımız var. Esas cesaret bu. Savaşmak, en çok korkanların işi. Çünkü düşmanlar korkunun eseri.

Elini Korkak Alıştırma

Yenilikler her zaman korkucu gelir insanların büyük bir çoğunluğuna. Tam burada öncüler, yenilikçiler, kaşifler, meraklı taze zihinler devreye girer. Onlar cesaret eder ilk. Onlar peşlerinden dizi dizi römorkları çeker. Kalabalıklara cesaret verir. Korkuların kırılmasını sağlarlar. Öncüler dünyamız için varolması gerekenlerdir. Onlar kalıpların ötesinde olan insanlardan oluşur. Hani “bu çocuk kime benzemiş bilmiyorum” dediklerimizden.

Saygısızca

Yaşandı gitti hayat saygısıca, … Başkalarına saygısız insanların yaşamalarında gördüğüm; * Kendilerine saygı duyulmasına ciddi sabotaj hamleleri ile * Kendilerine saygı duyulmamasından derinlerde duyduğu rahatsızlık olur. Derinlerindeki değersizlik duygusunu, diğer insanlara değersiz hissettirecekleri hareketlerle yöneltirler. Temel savları genellikle; düşünceli, hassas oldukları söylemleri gerçeğin ötesinde ve uzağında bir betimleme taşır. Diğer insanları -kendi hissetmeden- küçümseme ihtiyacında…

CILKI ÇIKIK DÜNYA

Herkesin bir rolü vardı bir zamanlar. Sonra tüm roller toplandı insanlardan. Sonra tekrar rasgele dağıtıldı geriye. Bir baktı rol verilen. Ona verilmiş olan, atanmış olan ona ters. Rol ona uysa o role uyumsuz. Ne yapsın arık öyle uygun görülmüş, buna mecbur kılınmış. Yapacak bir şey yok. O da olduğu kadar rolüne soyunmuş. Birde bakmışız ortada…

UTANÇ

Tüm hayatını başkalarından utanarak geçirdi. Kadınların kadınlığından, erkeklerin erkekliğinden, görüşlerin sahiplerinden, başka topluluklardan, başka düşüncelerden, başka insanlardan, kontrolünde olmayanlardan, korkularından, bağlılıklarından, bağımlılıklarından, dürtülerinden, onlarla bağlantı kurduğu tüm diğerlerinden. Tek utancı kendisiydi aslında. Hak edemediği kendisine duyduğu öfkeyle var olmayışının açısında yok etmek istedi doğal olan yaratılmışlıkları. Kimsenin ve kendinin anlayamayacağı kadar düşmanıydı insanlığın ve insanlığın…