Zannederler
Bazı insanlar; ilişkilerini, sorunlarını, hatta yaşamlarını süreç sanarlar. Aslında hepsi sonuçtur. Hepsi, öncesinde yaptıklarının ve yapmadıklarının sonucudur.
denge, arkındalık, bütünlük, bireysellik, Özgürlük
Bazı insanlar; ilişkilerini, sorunlarını, hatta yaşamlarını süreç sanarlar. Aslında hepsi sonuçtur. Hepsi, öncesinde yaptıklarının ve yapmadıklarının sonucudur.
Düşüncelerini okumak istiyorsan. Önce o kişi olmalısın. Onu kendinden iyi anlamalısın. Benliğin onu anlamaktan ötesine geçmeli ve sen, o olmalısın. Senden hiç bir şey kalmadımı geride. Ve senin bir önemin kalmadımı bütünde… o zaman bu, belki mümkün olacak. İşte o zaman, karşındakinin düşüncesini okumanın bir anlamı olmayacak. O, sen olacaksın ve kendini bilmen yeterli olacak.
Sihirli formüller, büyü gibi yöntemler, mucizevi çözümler, bilinmez sırların bilinmesini diliyorlar. Umut etmek istiyor insanlar. Hayal etmek istiyor insanlar. Güvenmek istiyor insanlar. Karanlık gecelerde, uzakta da olsa yanan bir ışık görmek istiyor insanlar.
Ne yaptığından daha çok neden yaptığın önemlidir. Niyetin, sonucu her zaman etkiler. Niyetin, evrensel anlamda temiz olmalıdır. Bu düşünceden çıkan bir olgu değildir. Bu insanın içinde olan ile ilgilidir. Kalbin saflığı, ruhun temizliği, niyetin temiz olmasını sağlar. Gerisi kendiliğinden şekillenir.
Sezgisel algı, Biliyor olmak halinin, yoktan varoluşu gibi. İnsan hissediyor onu. Ama akıl bildikleriyle, İnsan yaşadıklarıyla tanımlıyor. Hiç görmediğin bir yeri, anlatamamak gibi. Hiç hissetmediğin bir duyguyu, anlayamamak gibi. İşin en kötüsü de ne biliyor musunuz? Tüm insanlar, içlerinde gizlenmiş olanların açıkça görülmesinden nefret eder. İnsanlar, sırları ile yaşamak ister. Yine insanlar, anlaşılmaz olamaktan gizli…
Nefes alalım. Ciğerlerimizin en ücra köşesine kadar hava dolduralım. Sonra onu sonuna kadar boşaltalım. Hepsi bittiğinde, anlayacağız. İçimize ne kadar çok hava aldığımızın bir önemi yok. Tek önemli olan şey, devam edebiliyor olmak. Almak ve vermek. Bunu, durmadan sürdürebilmek. Yani dostum, yola devam edebilmek. Yaşamak dediğimiz bu değil mi? Devam edebiliyor olmak.
İnsan aklının sınırları ve insan aklının sınırladıkları. Rekorlar, kırılmak içindir. Ancak, çıkılabilecek seviyenin yine de bir sınırı vardır. O zaman soru, bunun ötesine nasıl geçebiliriz? Aklın potansiyeli, kaynak ve sınır ise; O zaman, onu besleyen kaynak ve sınırlayan engel aynı hale gelir. Aklı, bir organizatör gibi düşünerek. Ruhsal varlığımıza ve derin benliğimize ulaşmamız gerekli. Rehberimize…
Dünyanın bütün servetini dökseler ayaklarımın altına. Seç deseler! Onu mu yoksa bunu mu, bana? Dünya bir yana, Serveti bir yana, Sen bir yana… Ben bir yana 😁 Kaderin haylaz rastlantıları, kendi lisanıyla bu seçimleri ve benzerlerini defalarca soruyor insanlara. Ve seçiyor insanlar. Deseler, zaten hep diyorlar anlaşılan.
Bunlar toprakta temizleniyor. Toprak, hani geldiğimiz ve döneceğimiz yer olan. Bizim de enerjimizin kirli kısmını emme potansiyeline sahip olan yer. Bildiğin toprak yani. Hani, yağmurda mis gibi kokan. Hani, bereketin yatağı. Hani, uğruna canlar verilen kanlar dökülen. Hani, geldiğimiz ve gideceğimiz yer.
İyiler ve kötüler var hayatta dedi. Güldüm. İnsanlar var dedim. Onları diyorum dedi. Bazıları iyi bazıları kötü diye ekledi. Güldüm. İnsanlar var dedim. İyilerin de kötülükleri olur. Tıpkı kötülerin de iyilik yaptıkları olduğu gibi. Saf iyiler ve saf kötüler yoktur hayatta. İnsanlar vardır. Yaptıkları bazen birsine iyilik olurken, bir başkasına kötülük olur. Pek çok iyilik…