Kaderin Kontrolü

Elinden geleni yapmak ile, kontrol etmeye çalışmak arasında fark var. Tüm çalışmalarımda maksimum gayret sarfetmeme karşın. Net bir kaderciyimdir, aynı zamanda. Tüm çalışmalarda benim kişiye katatcaklarım ya da farkettireceklerim de, kaderin planlı bir parçasıdır. Alabilecekleri ve alamayacakları da o kişilerin kendi kaderidir. Ben, dizilimdeki görevimi yerine getirirken… Çalıştığım kişilerde, kaderlerindeki duraklarından birinde soluklanmışlardır. Seçimler ve…

En Karanlık Korkuların Sabahına Kalktım

Gecenin hayrındansa gündüzün şerri iyidir, derler ya. En karanlık zamanda, en çıkmaz anda alelacele çözümler isteriz. Sanki gölgeye saklanmış zebanilerden af dileriz. Her şeyin yeri ve zamanı var. Soruların ve de cevapların. Sakinleşip anlayabilecek duruma gelmeden, korkunun paniğinden çıkmadan, güçlenip hazırlanmadan korkularımızla ve sıkıntılarımızla baş etmekte zorlanırız.

Kıymık

Eline batan kıymıkmış gibi… Ruhuna acı veren yongayı arıyor. “Çek çıkart, bitsin bu eziyet” diyor. Yaşarken yontulmuş benliğindeki bir kıymıkta, içindeki derin boşluğu açıklamak istiyor. Yetersiz kalan çözümler, onların yanlışlığından değil. Eksikliğinden, atımların kısa düşüşünden, yeterince zaman harcanmayışından, denenmeyeninden, kolayını bekleyişten, tek yönlü bakışından, tamamlayıcılarından vazgeçişten, inanmayıştan, … Hepsinden öte doğru niyetlerle yola çıkamayıştan. İşte…

ZOMBİ

Bin esir bin esaret Yarı kapalı , kapalı ve apaçık esaretlerine esirlerin kısıtlı yaşamlarının izini sürelim. Ayak izlerinden izlerini süremeyeceğimiz kesin. Onları yuvarlarında bulmak zorundayız. Dehlizlerine girip oradan gün ışığına çıkartmalıyız. Zincirlerini kıracak da değiliz. Gerisinde geriye bırakacağız ve oldukları durdukları yerlere gerisin geriye koyacağız hepsini. Dışarıda yaşayamaz onlar. Zincirsiz çıplak, duvarsızken korunmasız, özgürken de…

HAYAT ÜSTÜME GELİYOR

Sıkıntılar üstü üste biriktiğinde. Her şey birbirinin üstüne, tersin üstü devrildiğinde. Çareler çare olmaz iken. Çözümler bunları çözmez iken. Bildiklerimizin hiç birisi o anda işe yaramaz olmuşken. Hareketsizce kalıp geçip gitmelerini beklediğimiz zaman olur. Buna; çıkar yolun olmadığı, çıkışlarında bizi mutlu kılmadığı, depresif ümitsiz bekleyiş diyelim. Ve oturup her şeyin kendiliğinden çözülmesini bekleyelim. Oldu mu…

BİR SEÇİM YAPARIZ

“Boğuluyorum” sanıp, “çırpındığı” su birikintisinden kurtulmak için sadece ayaklarını zemine basması yerliydi.80-100 cm ye gelmeyen suyun içerisinde 160-170 cm boyuyla boğulmasına kimse ihtimal vermediğinden olsa gerek kimse ona “ayaklarını zemine basmasını” söylemedi. Aklına gelmedi, ayaklarını zemine basmak. O yüzme bilmiyordu, yüzemediği bir suyun içerisinde korkuyla çırpınmaya devam ediyordu. Tek bildiği düşünebildiği yüzme bilmediği ve suyun…