Fiziği Bozuk Adam
Fiziği bozuk adam, kimyası bozuk bir kadınla evlendi. Sonra onları edebiyatı kötü evlatları oldu. 😀😀😀😀 Uyumsuz evliliklerden çocuklar da zarar görür. Bir seçim üç şeyle ilgilidir en azından. Siz, seçiminiz ve çocuğunuz.
Fiziği bozuk adam, kimyası bozuk bir kadınla evlendi. Sonra onları edebiyatı kötü evlatları oldu. 😀😀😀😀 Uyumsuz evliliklerden çocuklar da zarar görür. Bir seçim üç şeyle ilgilidir en azından. Siz, seçiminiz ve çocuğunuz.
Bir ben mi doğruyum, dedi doğrusal çizgi çembere. Çember cevap verdi. – Bana göre sen doğru değil, teğetsin. 😊😊😊😊 Soru, kime göre? Doğruluk, her zaman doğrusallık değil, kimisine göre. Birisinin doğrusu, herkesin doğrusu demek değil buna göre.
Geçmişlerindeki sahteliklerine düşman olmuş insanlar. Bugün ki sahtelikleriyle. Çark etmişlerin çarkları laçka olmuş. Oturmaz olmuş kimlikler, sahipsiz kalmış özgün fikirler.
Ne melen bir rahatsızlıktır bu tek başınalık. Derdini soranın, başında duranın olmaz. Kendi kendine çeker durursun.
Kalabalıklar yutar insanı. Ya da tersi, kaybolmak için kalabalıklara karışır insanlar. Az da çok olmakla, çok da az olmak arasındaki seçimde fark göremezler. Sevdalar, büyük denizler olur. Gerçekler, tek oda evlerde oturur.
Kahraman , korkusuz, atak, korumacı, bağlı, gözü kara, gözünü budaktan sakınmayan, hiç bir şekilde yılmayan, doğrunun yanında, adil, güçlü, öfkeli, adrenalinle köpürmüş, hedefine kitlenmiş, atak, hızlı … anlamındaki Cesur’a seslendi sahibi ismiyle. “Cesur gel oğlum buraya..” Kuyruğunu sallaya sallaya, dili bir karış dışarıda, kıçını ata ata geldi Cesur. Hemen sahibinin yanına uzandı, sırt üstü “Sev…
Yüksek, geniş yapraklı ve yaşını almış ağaçlar. Öyle bir tutunmuşlar ki toprağa, sahiplenmişler gölgelerinin düştüğü her karışı. Onların aurasına dahil olduğunuzda güvende ve daha bir huzurlu hissediyorsunuz. Aidiyet böyle büyük bir bağlılık. Misafir ile ev sahibini birbirinden ayırıyor. Misafir, kendini onunla birlikteyken daha bir güvende hissediyor.
Koca kumsal ve çapayla bağlı iki tekne. Sanki yer yok gibi, Yanyana ve birlikte batırıyorlar güneşi. Ne kadar büyük bir hayatımız da olsa, bir o kadar paylaşacak birini ararız yanımızda.
Büyük sözlerin küçük insanıyım. Belki de, tam tersi… Küçük sözlerin büyük insanı. Sözsüz iletişimin eşsiz uzamanı bile, ben olabilirim. Kelimelerin oynayanı ve o oyunların kahramanı, Lafla peynir gemisini yürüten ve gemisindeki havanda, kelimeleri havanda döven. Boş boş konuşan, Boşa konuşan, Boş olana konuşan, üçü ve üçünden birisi de olabilirim. Anlaşılan ben her şey ve herkes…
Hayatlar kimlik algılarının üzerinde inşaa edilir. Kimlik bulduklarının üzerine taşlar dizilir. Kim olduklarının üzerine değil, buna çok dikkat edin. Kimlik bulduklarının üzerine. İşte bu yüzden anlamsızdır pek çoğu.