Yüzler

Yüzler ve her bir yüzün arkasında gözükmez duran yüzler. İsimler ve her bir ismin arkasında gözükmez olan kimlikler. İnsanlar ve her bir insanın kendisinde birikmiş hayatlar. *********************** Kimsenin ilgilenmediği kısımlar. Sadece tek kişiyi, bir tek kendini ilgilendirmekte olanlar. Statik elektrik gibi hareketsiz durup, bir dokunuşla kıvılcım çakanlar. Gizlenmiş dünyalardan daha derinde, kendinden gizlenmiş insanlar. ***********…

Gemiler Dolusu Yalnızlık

Bir avuç yalnızlık, gemiler dolusu kalabalıktan ağırdır. Boş avuçlar sonsuzluğu tutmaya çalışır. Kapanan parmakların arasından, ellerinde olmayanlar dökülür. Saçılanları tutulmaz. Dökülenleri toplamakta mümkün olmaz. İnsanın canını çok fazla acıtan bir oyundur yalnızlık. Tercih ettiğinden de oynanmaz öyle. Bir bakmışsın, öylece oyundasın. Avuçlarındaki boşluğa dolar oyunlar ve senin kadar yalnız oyuncular. Olmayanla oynarsın kendiliğinden. Hem de…

KADERLERİ TAŞIMAK

Üretebilen insanların üretmesi gerekli. Bu bir mecburiyet gibi kaynağın sahibinin yakasını bırakmayan kaderi. Çünkü, onlardan beslenmeyi bekleyen onlar yüzler binler var. Buluşu bulmak zorunda, keşfetmek zorunda, hasat yapmalı, çalışmalı, artı değer katmalı… Bu onun kaderi. İşte onlar kederlerini mecburen gerçeklemeli. Hayat onlar için iltimas geçmiyor, müsamaa göstermiyor. Yapmaları gerekene mecburlar. Mecburiyetleri, kaderleri ve diğerlerinin onlardan…

TARİH NASIL YAZACAK

Tarihin sayfalarında bana da yer açın dedi. Sordular, -Ne keşfettin? -Ne Başardın? -Herkes seni nasıl anmakta? Cevap verdi. Birinci yok bende, ikinci yok bende, esas mesele üçüncüsün de iyi / kötü fark eder mi tarihte? **** İşte, anılmanın 50 tonu var her dilde…. İz bırakmak bir yönü işin. Diğer bir yönü de, varlığını kanıtklamak kendini…