Bir Finsan Kahvenin

Parasıyla içince hatırı kalmıyor ama, tadı her daim damakta kalmaya devam ediyor. Olay zahmet edip köpüğüyle yapmakta, ter döküp onu pişirmekte, özenip süsleyip gönülden ikram etmekte. Karşılıksız ağırlamaya misafir etme, misafire tanrı misafiri, ağırlayan kişiye de ev sahibi derdik ya. Artık kahve sokağı, kahve durağı, kahve otağı deyip kendimizi eyliyoruz. Neredeeee, o eski bayramlar😃

Kötüyü Beklerken

Karlar geliyor, Kışlar geliyor, Soğuklar kapıda, Sibirya’dan kara kış, kapkara olmuş üstümüze geliyor. Titriyoruz, korkudan. Soğukları görmeden içimiz üşüyor. Bekliyoruz titreyerek. Bekliyoruz üşüyerek. Hayatlarımızda böyle. Olmamışlara üzülerek, Olmamışlara kaygılanarak, Olmamışların olmuş gibi acısını içimizde duyarak. Gelsin kar, gelsin soğuk. Bir fincan kahve, sıcak bir soba ve misler gibi bir manzara demedikten sonra için için üşümeden…