Layık

Ruhu Yaptıkları ile… Yapamayacaklarına… Hak kazandığına inanacak kadar cahildi. Yaptıklarının karşılığını bekledi. Yaptıklarının karşılığını belirledi. Yaptıklarının karşılığında hakkı olmayanı istedi. Yaptıklarının hepsini, kendisi için yaptığında değil de. Mecburiyetlerini yerine getirmiş olmanın düşüncesinde yaptığından belki de, Kendini fazladan önemsedi. Böylece, Bin iyiliğe, bir kötülük Bin sevaba, bir günah Bin mutluluğa, bir acıyı Kendi mantığıyla, kendine hak…

İki Yol

Ya , İnsanların bilmediklerini varsayar. Bilmedikleri için bunları yaşadıkları varsayımı ile, onlara bildiklerini anlatırsın. Ya da, İnsanların bildiklerini, olduklarını ve yaptıklarını dinler. Sadece anlar, Sadece dinler, Sadece görür, Sadece kabul eder, Sadece onların varlığıyla tüm süreyi ve alanı doldurur. Eğer var ise- Eğer ister ise, boşlukları bulmaya ve onlara da bunu buldurmaya çalışırsın. İşte fark…

YAŞASIN İNSANLIK

Her şey zor mu olmalı? Tam tersi aslında her şey büyük bir basitlikte ve sadelikte. Her şey göz önünde ve net. Basitlik sadelik ve netlik, insan harici tüm canlıların yaşamı. Karmaşıklığı yaratansa bizler, yalnızca insanlar. Yazılara bakın sonsuz olasılıkla dolu fikirler, düşünceler, duygular, insanların yaptıkları, insanlara yapılanlar ve tüm bunların sonuçları. Basitlik ve sadelik bizlere…

ÖNEMSİZ

Önemsememek ya da yeterince önemsememek; Bir davranış biçimi mi, karakter özelliği mi yoksa düşünce biçimi midir?… Öğrenilmiş ise, düşünce. Yeterince pekiştirilmiş ise, karakter. Tecrübeyle desteklenmiş ise de davranış biçimidir. Onu çocukken anne ve babası önemsememiştir, ya onu ya da onun yaptıklarını. Kırılmıştır başlarda, kendini yalnız değersiz ve önemsiz hissetmiştir belki de. Sonra öğrenmiştir yaptıklarının önemsenmeyebileceğini…