Uydurur

Yırtıcı kuşlar yem olarak gördükleri masum canlıya saldırdı. Etçillerdi, her biri balıkla beslenirdi. Deniz kızının üstüne acımasızca çullandı. Masum deniz kızı ellerini yalvarırcasına kaldırdı ve aman dilerken objektiflere yakalandı… ????? Bilir bilmez uydurur insanlar. Çocukluktan kalma bir huydur bu. Uydurmak, abartmak ve kandırmak. Yalandan da olsa inandırmak.

Kanmaz

– Söyle Bana Yalanda Olsa…. – Aslında kimse, kimseyi kandırmaz. Her insan kandırılmayacak kadar akıllı ve pek çok şeyin farkındadır. Aklı yetmese sezgileri bunu ona söyler zaten. Kandırılma olayı bir başka nedenle yaşanır. O neden de, kandırılmayı istemektir. Zafiyetlere tutunma, inanma ihtiyacı, yalanda olsa ihtiyaç duyduklarını karşılayacağı umudu. Çaresizce tutunulan yalanlar ve kandırmacalar yadsınamaz gerçeğimizdir.…

Paronayak Olduk

Görülmesi mümkün olmayanların farkında olup, bunu bilememenin acısıyla beraber yaşayamaz iken, korkunun esaretinde panikle baktıklarının ardındaki gerçekleri gördüğünü sanmaya paranoya denir. Korkunun halisinasyonu yalanda olsa kendi gerçekliğine tutunarak kendini güvene alma yanılgısında negatif bir hayal olur. Suçluluk duygusu ve ruhundaki benzerliği yansıtma mekanizması paranoyanın ne kadar abartılı olacağını belirler. Suçluluk duygusu kişinin kendisine bile ait…

Yalancıktan Rüyalar

Sayısız rüya, gecelerime hücum ediyor. Kim bilir belki benim, belki de başka İnsanların yükselmiş düşünceleri bir acayip hayal dünyasında şekil buluyor. Onlar adına gördüklerim, kendi adıma gördüğüm onlarla karışıp gidiyor. Gerçeğin yansıması, yansımanın gerçek sanılışı kadar diğerinden ayrılmaz. Ve, Yanılsamaların, yanıltan oyunlarının çocuk bahçesindeki rüyalar. Bir de, Uyanık insanların derin uyuyuşlarındaki yalandan yaşanmış zamanlar.