Çelikten

Çelikten olmaya odaklanır insanlar. Çelik bile yıpranır sakın unutma. Aşındıkça her metal tükenir bir gün mutlaka. Süreklilik esnekliktedir. Su gibi olmak, su gibi uzun ömürlü kılar insanı. Dönüşebilir, Sığışabilir, Genleşebilir, Katılaşabilir, Yenilenebilir, Yok edebilir, Var edebilir… Çelik bile suyla dövülür. Çelik bile buzla sertleştirilir. Çelik bile neresinden baksan su kadar güçlü değildir.

Takıldı Çapası Derinde

Takıldı Çapası En Derinde Özgürlüğü yaşamak için denize açıldı. Açık denizlerde bir yerlerde saldı çapayı derinlere. Biraz durdu, eğlendi olduğu yerde. Derken gitme zamanı geldi, asıldı çapaya. Çapa gelmez, tekne gitmez oldu. Anladı o zaman, Çapa bir batığa takılmıştı. Dalmak olmazdı, su derin. Çekmek işe yaramazdı, çapa takılmış. Kalmak olmazdı, fırtınası var denizin. Gitmek olmazdı,…

İnsan, Canlılar, Doğal Taşlar ve Enerji

Bitkiler, doğal taşlar, insan enerjisi arasında Bazı çalışmalarda doğal taşları kullanırım. Yoğun kullandığım dönemler olur. Uzun yıllardır onlarla yaptığım çok sayıda çalışma için onlar bana arkadaşlık ederler. Doğal olarak her doğal taş seti, her gün topraklanmak ve yüklenmek ihtiyacındadır. Bunun için büyük boy saksı içerisinde çok yapraklı Benjamin ağacı olan bitkimi kullanırım. Sonuç şu dur…

Büyük Hayatlar

Yaşanması gereken yaşanmalıdır. Olması gereken olmak zorundadır. Dağ olmak önüne durmak engellemez suyu, engelleyemez olması gerekeni. Su buhar olur aşar onu. Olması gereken de bir yolunu bulur ve olması gerekeni olur mutlaka. Bu kader midir peki? Ne alakası var. Değildir tabi. Mevcutlarla, olması gereken ve kesinlik içeren bir sonuçtur. Mevcutlar değiştiğinde sonuç ve kader değişir.…

Sıradan

İnsanın bileşenleri et, kemik,toprak ve sudan ibaret ise; Sıradan olan bir nesneye ulaşırız. Yok!.. İnsanın bileşenlerinin aslını, Yaratıcının ona kendinden sunduğu, bir parça sonsuz kaynak enerjiden oluştuğunu kabul eder isek de; Ruh, kimlik ve varlık önemli hale gelir. Bu nedenle kendini sev denmiştir, “Yaratandan dolayı.” Bu nedenden başkalarını sev denmiştir. “Yaratandan dolayı.”

Öfkenin Ateşinde

Elini savurduğu gibi, rüzgarından yıkıldı hizasındaki. Bakışlarıyla delip geçtiği delikten, duvardaki yanık izi görüldü. Dilini şaklatıp savurduğu kelimeler, kırbaç oldu da sırtında patladı. Elini bile sürmeden, tarifsiz acılar yaşattı ona. Pişman etti. Doğduğuna, sorduğuna, olduğuna, yaptığına ve yapmadığına. Pişman oldu. Başladı ondan af dilemeye. Yalvardı, yalvardı… Yalvarışları, alevin sıcağında bir kalıp tereyağı gibi eriyip toprağa…