Issız

Devasal büyüklükteki kocaman şehrin tam ortasındaki büyük boşluk, ot bitmemiş geniş bir alan. Tam ortasında duran bir tek insan. Issızlıkla, kalabalığın birleştiği derin yalnızlık. Milyonlarla çevrilmiş boz toprakta kurumuş bir tek çiçek. Sulamak için gelecek yüzlerin yanında, onu ezip geçecek binlerin korkusunun arasında durmakta. Güneşin sıcağında, rüzgarın keskinliğine ve yalnızlığın boşluğunda tükenmekte. O tam olarak…

Öfkenin Ateşinde

Elini savurduğu gibi, rüzgarından yıkıldı hizasındaki. Bakışlarıyla delip geçtiği delikten, duvardaki yanık izi görüldü. Dilini şaklatıp savurduğu kelimeler, kırbaç oldu da sırtında patladı. Elini bile sürmeden, tarifsiz acılar yaşattı ona. Pişman etti. Doğduğuna, sorduğuna, olduğuna, yaptığına ve yapmadığına. Pişman oldu. Başladı ondan af dilemeye. Yalvardı, yalvardı… Yalvarışları, alevin sıcağında bir kalıp tereyağı gibi eriyip toprağa…