Hepsi

Hepsi bu dünyada bir parçacık “yeri olsun” diye. Sıkışmak kenarına, haysiyetsizce ve hak etmediğine. Gereksiz ve önemsiz olduğu metrekaresine sımsıkı tutunmak arsızca. Yer işgal etmek ve her ne pahasına olursa olsun orada kalmak kayıtsızca. İnandığından değil. Kendisi için bir başka alternatif bulamadığından. İnancının ve varlık değerinin, o metrekareden çok daha değersiz oluşundan ya da böyle…

Ezbere

Ezbere öğrenilmiş ömründe, Papağan cümlelerle konuştu. Kayıtlı bir bandın olabildiği doğrulukta ve tam tekrar etmenin eminliğinde. Birilerinin sesinden, Aklından ve ondan söylemesini bekleyebileceklerinden çıktı sesi. Akıl ağladı, fikir ağladı, mantık kafasını duvarlara vurdu. Vurdu durdu da… Papağan cümleler yine de kendini tekrarladı. Tutuldu akıl dedi biri. Öbürü tutulmadı, hepsi o kadardı diye ekledi.

SAÇMA BİR YAZI

( Kimine göre… )-( Kimine göre Egolu)-( Kimine göre her yazının yazılmasında olduğu gibi bu da okunmamalı)-( Çok küçük bir azınlıksa yazanlara katılmalı) Kimsenin göremediğini görebilir olduğunda geçerli olacak rehberlik fonksiyonun. Kimse göremediğinde geçersiz olacak rehberlik fonksiyonun. Kim ve kimse, sen ve ben. Rehber ve yolcu. Yol ve sen. Bir eksik bir fazla, hepsi tam…