PUSLU HAVADA

Işıltılı bir dünyanın hayalini kurdum puslu bir havada. Renkler silikleşti. Işıklar koyulaştı. Görüntü puslandı. Kurtlar puslu havayı sever dedim. Dişlerim, birden kamaştı. Kendimi vahşileşmiş hissettim. O an, ışıltılı dünyalar zihnimden uzaklaştı. Kıstım gözlerimi görmek için. Yüzüm sertleşti. Gözlerim keskinleşti. Karanlığa baktım, görülmeyeni görmek için. Gözlerim karanlığın siyahından karardı. Işıltılı dünyaların hayalleri işte o zaman benden…

DİL YARASI

Bazen susman gerektiğini bilirsin de , “akacak kan damarda durmaz” misali tutamazsın dudaklarından dökülen kelimelerin hiç birisini. Kelimeler havada uçuşarak giderken “atlasam, onları havada yakalasam keşke” dersin de, iş işten çoktan geçmiştir. Çoktan işitmiştir her birisini. Durursun biraz ve tepkisinin ne olacağını beklersin. Zaman geçer aradan… Bir OHhh çekersin içinden… Anlamadı, önemsemedi… Oysa çoktan duymuş,…

ÖLÜMSÜZLER

“O iş olsun havada karada, dünyada ölüm yok bana”, diyenin o işi oldu. Sonra bir başka işe, işi düştü. Hani dönüş yoktu, hani ölüm yoktu havada ve karada. Hani her şey o ilk olacak olana endeksliydi. O başka, O, o zamandı. Bu, bu zaman. Yok… insan şaşar beşer, hep elinde olmayanı ister. Ulaşılması zor olana…