Öfkenin Ateşinde

Elini savurduğu gibi, rüzgarından yıkıldı hizasındaki. Bakışlarıyla delip geçtiği delikten, duvardaki yanık izi görüldü. Dilini şaklatıp savurduğu kelimeler, kırbaç oldu da sırtında patladı. Elini bile sürmeden, tarifsiz acılar yaşattı ona. Pişman etti. Doğduğuna, sorduğuna, olduğuna, yaptığına ve yapmadığına. Pişman oldu. Başladı ondan af dilemeye. Yalvardı, yalvardı… Yalvarışları, alevin sıcağında bir kalıp tereyağı gibi eriyip toprağa…

DİBİNE IŞIK VERMEZ

Bir mumum yanışında tükenen gövdesi gibi azalan beden bir yana, yanan fitilinin ışığındaki azalmayıştır kendini genç hissetmek. İnsan yanışını bilir. Yanarken tükenişi, zaten olmakta olandır. Verdiği aydınlığı görür, ama dibine ışık vermez. İnsan bu yüzden kendini görmez.